Kürtler barikatlarda, canlı kalkanlar dağlarda: 'Devletin rahat durmasını bekliyoruz'
 31 Ağustos 2015, Pazartesi
t24.com.tr, Celal Başlangıç - 31 Ağustos 2015

Kürtler barikatlarda, canlı kalkanlar dağlarda: 'Devletin rahat durmasını bekliyoruz'

Çatışma bölgesinden izlenimler (2)

Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Silvan'da "yurttaşların zarar görmemesi için sadece üç mahallede sokağa çıkma yasağı ilan ettiklerini" söyledi.

"Bir bilgi hatası olmasın" diye itiraz ettim, "Silvan'ın tümünde sokağa çıkma yasağı ilan ettiniz."

Vali Aksoy "Hayır" deyince bilgisayarımın ekranından, ilçe kaymakamı Murat Kütük'ün ıslak imzasıyla Silvan'ın tümüne ilişkin sokağa çıkma yasağı ilan eden kararınını gösterdim.

"Hay Allah" dedi, "Biz sadece üç mahalle için konuşmuştuk."

"Sansüre Karşı Gazeteciler Platformu"nun bileşenleriyle bize randevu veren Vali Aksoy'la makamında görüşüyorduk.

Vali Aksoy, Başbakanlık İnsan Hakları Üst Kurulu Sekreteryası'nda İçişleri Bakanlığı temsilcisi olarak görev yaptığı için insan haklarına ilişkin literatürü ustalıkla kullanıyordu. Hatta "Kimsenin ölmesini istemeyiz. Terörist bile olsa silahlarından arındırılıp yargıya sevk edilmelidir" diyecek kadar hukukun çerçevesi içersinde kalınmasına ne kadar özen gösterdiğini anlatıyordu.

Ancak Vali Aksoy'un sözleriyle bizim "arazide" gördüklerimiz birbiriyle pek uyuşmuyordu. Sanki bizim gördüğümüz Ortadoğu dolaylarında bir ülkeydi, Vali Aksoy'un anlattığı ise İskandinavya civarındaydı.

Ancak haksızlık da etmemek gerekiyor. Bölge öyle sorunlu bir alan ki, masa başında neyi tasarlarsanız tasarlayın, arazide aldığınız sonuç bambaşka olabiliyor; her açıdan...

İlk Durak Diyarbakır

Hem bölgede yaşananlara tanıklık etmek, gerçekleri "sansürsüz" görmek, hem de çatışmalı ortamda görev yapan medya mensuplarının durumunu yerinde izlemek üzere İstanbul'dan yola çıkmıştı Sansüre Karşı Gazeteciler Platformu heyeti.

Gezinin ev sahipliğini Merkezi Diyarbakır'da bulunan Özgür Gazeteciler Cemiyeti yapıyordu.

Platform bileşenlerinden Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın Genel Başkanı Uğur Güç, DİSK Basın İş Sendikası'nın Genel Başkanı Faruk Eren, Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin Genel Sekreteri Turgut Dedeoğlu'nun yanı sıra Milliyet'ten Mehveş Evin, Cumhuriyet'ten Ayşe Yıldırım, Evrensel'den Fatih Polat, Hürriyet Daily News'ten Özgür Korkmaz ve ben de bu gezinin katılımcıları arasındaydım.

Ancak, "Milliyet'ten Mehveş Evin" deyince bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü Evin "Milliyet yazarı" olarak başladığı gezi bitip İstanbul'a döndüğü gün gazetedeki pek çok meslektaşı gibi işten atıldığını öğrendi.

Geçen hafta başı Diyarbakır'da Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı ile başlayan gezimiz Silvan'da, Lice'de, Fis Ovası'nda, Cizre'de, Silopi'de sürdü, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Raci Bilici, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ile devam etti, ve Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy ile yaptığımız görüşmeyle sonlandı.

İlk görüşmeyi yaptığımız Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanlarından Gülten Kışanak bölgede yaşananları anlatırken "Silvan'dan ağlayarak döndüm" diyordu.

Çatışmalar başlayınca gittiği Silvan'dan ayrılırken beş yaşında bir kız çocuğu öyle bir sarılmış ki Kışanak'ın bacaklarına. Sanki Kışanak gidince yaşanılan çatışmanın ortasında can güvenliğinin tümüyle ortadan kalkacağını düşünerek "Başkan sen şimdi gidiyor musun?" diye...

Gözyaşlarını tutamadığını anlatıyor Kışanak.

Silvan'dan Lice'ye 'İnsan Hakları Alt Kurulu'

Silvan'a girdiğimizde çatışmalar başladı başlayacaktı. Sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Ancak üç mahallede değil ilçenin tümünde.

Bir yandan silah sesleri geliyor, diğer yandan polis araçları Silvanlılara "evlerinize girin" anonsu yapıyor, hatta TOMA'lar ve akrepler "dağılmazsanız müdahale edeceğiz" diye gazeteci kovalıyordu Silvan'ın sokaklarında.

Biz Lice'ye doğru yola çıktıktan sonra geride kalanlardan dinleyecektik koca ilçede nasıl bir şiddet yaşandığını, her yerin tarandığını, "teröristlerden ele geçen patlayıcıları imha ediyoruz" diye kentin hemen yanında bitmek bilmeyen patlama hikayelerini, çocukların yaşadığı korkuyu...

(Biz bunları yazarken bir son dakika haberi geliyordu Silvan'dan. Zırhlı araçlar geçerken patlatılan bomba 12 yaşındaki Fırat'ın ölümüne yolaçmış. PKK'lilerin patlattığı öne sürülüyor bombayı. Günlerdir bölgede yedi yaşındaki, dokuz yaşındaki çocukların öldürülmesini görmezden gelenler bu habere dört elle sarılıyor. İnsan ölümlerinde, hele sivil ölümlerinde, hele hele çocukların öldürülmesinde insanlığın çifte standardı yoktur. Özel Harekatçılar çocukları öldürünce susanlar, PKK'nin bir çocuğun ölümüne neden olduğu yolundaki iddia üzerine neredeyse zil takıp kınama ikiyüzlülüğünü gösteriyorlar. İster devletin güvenlik görevlileri, ister PKK'liler kim yaparsa yapsın, bu cinayetler aynı şiddetle kınanmalı, lanetlenmeli.)

Lice'deyse büyük bir suskunluk hakimdi. Gündüz çekilen güvenlik güçleri geceleri "nokta atışları"yla baskın yapıyordu evlere.

Yanımıza getirilen kişinin gözleri görmüyordu. Azmi Kumral'mış adı. Oğlu Mehmet Emin'in başına gelenleri anlattı büyük bir sıkıntıyla:

"Eczanede çalışıyordu oğlum. Olaylar başladığı zaman eczaneyi kapatıp eve gitmek istiyor. Telefonu da içerde unutmuş. Yolda çatışmanın ortasında kalıyor. 'Bari amcamlara gideyim' diyor. Bu arada vuruluyor. Eczanenin üstünde oturan çocukluk arkadaşı vurulduğunu görünce koşup yardım istiyor. O esnada siyah camlı bir araba duruyor yanlarında, hastaneye götürüyor oğlumu. Sonra hastaneyi özel harekat timleri basıyor. Sabah altıda helikopter gelip yaralı oğlumu Diyarbakır'a götürüyor. Fakültenin araştırma hastanesinde, özel tim gözetiminde yedi gün kalıyor orada. Bir gece Diyarbakır'dan buraya getiriyorlar. Mahkeme de tutukluyor oğlumu."

Benzer bir öyküyü Lice çıkışında da dinliyoruz. Helikopterlerden atılan, kimine göre ateş topları, kimine göre de kimyasal bir tozla çıkartılan orman yangınlarından biri kentin biraz dışındaki bir lokantaya doğru yayılıyor.

Lokantada garson olarak çalışan bir kişi de söndürmeye çalışıyor yangını. O sırada helikopterlerden atılan bir bombanın şarapneli suratında patlıyor. O da aynı Azmi Kumral'ın oğlu gibi önce hastaneye, sonra emniyete, oradan mahkemeye götürülüp tutuklanıyor.

Anlaşılan Diyarbakır Valisi Aksoy'un daha önce görev aldığı İnsan Hakları Üst Kurulu'ndan Lice'deki "alt kurul"un payına düşen buymuş.

Akşam, hava karardıktan sonra başına gelecekleri bekleyen, ama inançlarını hiç kaybetmeyen insanları geride bırakarak Lice ile Hani arasındaki "Huri" köyünün üzerinde bekleyen "canlı kalkan"ların bulunduğu yere doğru gidiyoruz.
PKK'nin kurulduğu Fis Ovası'ndan meslektaşların sorularına

Burası Lice'den 22 kilometre uzakta bir nokta. Geçtiğimiz tepenin üzerinde bir direkte Öcalan'ın posteri var. Zaten köyün bulunduğu Fis Ovası, PKK'nin ilk kurulduğu yer. Bir tepede gerillalar var, diğer tepede askerler. İşte bu iki mevzinin arasına da "canlı kalkan"lar yerleşmişler.

Çadırları, battaniyeleri, ocakları, sırt çantalarıyla ilk bakışta "arkadaşlar buraya kamp kurmuş" görüntüsü veriyorlar.

Ancak işin gerçeği pek öyle değil. Bu "kamp", askerlerin gerillaları, gerillaların da askerleri öldürmemesi için tam da iki cephe arasındaki koridora, "sızma"ları önlemek amacıyla kurulmuş.

17 yaşındaki gençten, 80 yaşındaki kadına; sadece bölgeden değil; İzmir'den, Bursa'dan, Ankara'dan, İstanbul'dan gelmiş farklı etnik kökene, mezhebe, siyasi anlayışa sahip insanlar, gençlerimiz daha fazla ölmesin, diye bedenlerini siper etmişler.

1980'li yıllardan bu yana yaşanan savaşta beş çocuğunu yitiren Sakine ana da 80'lere gelmiş yaşına karşın bir "yiğitlik anıtı" olarak kilimden bir yaygının üzerinde dimdik duruyor, dimdik konuşuyor:

"40 yıldır bunları yaşaya yaşaya ömrümüz tükendi. Kürt olmaktan, Kürtçe konuşmaktan başka kusurumuz yok. Ya bizi kökten imha edersiniz ya da haklarımızı verirsiniz. Erdoğan beni AKP'ye çağırdı. Randevusunu kabul etmediğim için bana üç ay hapis cezası verildi. Türkiye'de herkes evlat acısını görmeden yaşasın."

Sakine ana anlatıyor. O yaşta öyle bir dinamizmi, öyle bir inanç patlaması yaşıyor, derdini o kadar güzel anlatıyor, öyle "sır" konuşuyor ki, bazen kimi kastettiğini anlayamıyoruz:

"Adam katil. Gerilla cenazesi gelmezse, asker cenazesi gelmezse deliye dönüyor."

Yüzlerce kişi var "canlı kalkan" olmak için. Hemen hemen hepsini Kürtler, sosyalistler, demokratlar oluşturuyor. İyi ki Kürt analarını yalnız bırakmamışlar dedirtecek insanlar var; Türkiye'nin batısından gelmiş ilericilerin, sosyalistlerin yanı sıra 78'liler Girişimi'nin "delikanlıları" da katılmış "canlı kalkan" seferberliğine.

Helikopterlerden, asker mevzilerinden bulundukları yerlere onları korkutmak için defalarca ateş açılmış. Ama yine de terketmemişler "barış mevzileri"ni.

Bursa'dan gelen bir genç bulunulan durumu anlatıyor yanımıza gelerek:

"AKP tek başına iktidar olmak için Kürtleri teslim almak istiyor."

"Canlı kalkanları" geride bırakıp Diyarbakır'daki "meslektaşlarla toplantı"ya biraz gecikmeli dönüyoruz. Arkadaşlar bekliyor. Bölgedeki gazetecilerin çalışma koşullarını biraz da onlardan dinlemek istiyoruz.

Birbirinden ilginç öyküler anlatıyorlar, saptamalar yapıyorlar.

Meslektaşlarımızın anlattığına göre bölgede itibarsızlaştırmaya çalışılan üç meslek grubu var. Birincisi gazeteciler, ikincisi avukatlar, üçüncüsü de sağlıkçılar.

Bölgedeki bir gazeteci arkadaşımız ilginç bir saptama yapıyor:

"Çok partili hayata geçildiğinden beri Kürdistan kime oy verdiyse o parti iktidar olmuş."

Yakındıkları konular, gazetecilik yapma olanaklarını tümüyle ortadan kaldıracak koşullar:

"Devlet yine içine kapandı. 90'lı yıllardaki gibi. Vali telefona çıkmıyor. Hastanelerden bilgi alamıyoruz. Sokağa çıkma yasakları çalışma alanlarımızı daraltıyor. İnternet, cep telefonları kesiliyor. Tehdit altındayız, çelik yelek giyinme ihtiyacı hissediyoruz. Başımızda kasklar olmalı ama medya kuruluşlarının merkezleri bunu umursamıyor. Polisin gazetecilere karşı şiddeti had safhada. Biz haberleri veriyoruz ama merkezlerimiz yayınlamıyor. Hiç vermediğimiz haberler devlet kaynaklı bazı odaklar tarafından veriliyor. Onlar haber olarak yayınlanıyor."

Cizre ve Silopi'de hendekler, barikatlar ve işgalciler!

Bir gün sonra hedefimizde Cizre ve Silopi vardı ama gidince gördük ki, zaten bu iki ilçe sadece bizim değil, devletin güvenlik güçlerinin de hedefindeymiş!

Çünkü Cizreliler de Silopililer de "özyönetim"lerini ilan etmişlerdi.

"Devlete karşı değiliz" diyorlardı ama bir talepleri vardı:

"Böyle devlet olma anlayışına, böyle yönetilme anlayışına karşıyız.

"Kaderlerini tayin haklarını" kullanmak için yıllardır her şeyi yapmışlardı. İlk "serhildanlar"a çıkmışlardı, 1990'lı yılların Newrozlarında kitle halinde katliama uğramışlardı, faili meçhullerin, gözaltında kayıpların neredeyse bölgedeki birkaç "başkentinden" biri olmuşlardı. Artık "yeni bir hayat" istiyorlardı ve bu yüzden HDP'ye yüzde 90'lar, hatta daha üstünde oy vermişlerdi. Ama şimdi geçmişin aynı ceberrut devleti üzerlerine çullanıyordu zulüm ve kan olarak.

Mahalle mahalle yapılan operasyonlardan, özel harekat timlerinin özellikle "genç sivilleri" öldürmesinden, sonrasında da haklarında yasal bir işlem bile yapılmamasından yakınıyorlardı. Yani "faili meçhul"ler, Başbakan Davutoğlu'nun "çözüm sürecinin güçlendirilmesi için çıkarılıyor" dediği İç Güvenlik Yasası'ndan sonra "Faili Kanun" haline gelmişti.

En büyük yakınmaları da yaşadıkları gerçekliğin, uğradıkları katliamın Türkiye'nin "merkez medyası"nda ve "AKP merkezli medyası"nda tümüyle ters yüz edilmiş biçimde sunulmasıydı.

Bölgeye ilişkin çok somut bir saptamaları vardı:

"Siyaset kurumu Kürdistan'da iflas etti. Kendini ifade edemiyor. Bu yüzden halk "özyönetim" talep ediyor. Hendek kazıp barikat kuruyor. Çünkü o yollar kapanmasa mahallelere giren özellikle özel harekat timleri evlerimizi kurşunluyor, çocuklarımızı öldürüyor."

Cizre'nin bir yüzü Gabar Dağı'na, diğer yüzü Cudi Dağı'na bakıyor. Cizre tarafından bakınca hem Gabar'da, hem de Cudi'de kül olmuş alanlar görülüyor. Silopi'nin yüzü Cudi Dağı'na dönük. Oradan da yanmış ormanlar eski yeşil doğanın yerini almış. Devlete çok kızgınlar:

"Hem yaktılar, hem de söndürmemize izin vermediler."

Aklıma 1990'lı yıllar geldi. O zaman da orman yakmak serbestti, orman yangınını ihbar edenleri "PKK'ye yardım ve yataklıktan içeri alıyorlardı."

"Tehdit altındayız" diyordu Cizre Kent Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç, "Özyönetim deklarasyonunu okuduktan sonra arabam tarandı. Halbuki bu yapıyı biz 2005'ten beri uyguluyorduk."

Cizre'de, Silopi'de girdiğimiz mahalle aralarında insanlar hendek kazmışlar, kayalarla ve kum torbalarıyla barikatlar oluşturmuşlar, hatta keskin nişancılardan korunmak için sokak girişlerine örtüleri bir bayrak gibi asmışlar. Zaten bu bölgedeki devlet kurumlarının neredeyse hepsinin çatılarına kum torbalarından siperler yapılmış, arkalarına keskin nişancılar yerleştirilmiş.

Keskin nişancıların vurduğu, öldürdüğü insan hikayeleri anlatılıyor burada. Sanki Beyrut sokakları, sanki işgal ordusu bazı kentlere girmiş gibi...

Yeniden yandaş 'Anadolu'dan görünüm'

HDP Silopi İlçe Başkanı Ali Balın karşısında bir gazeteci heyeti görünce yakınmaktan kendini alamıyor:

"1990'lı yılların Anadolu'dan Görünüm tadındaki programlar bizi üzüyor."

Aslında kastettiği o yıllarda TRT'de özel harbin propagandisti Ertürk Yöntem ve avanesinin yayınladığı bir "haber savaş programı"ydı. Şimdi onun yerini AKP'nin yandaş medyası almış, "özel harp" haberlerini, programlarını halka haber diye sunuyorlar. Deyin ki 28 Şubat'ın Ali Kırca'sı...

Yaşanan bütün saldırılara karşın umutluydu Balın:

"Ordudan, subaylardan savaşa karşı gelen tepkiler savaşın içindekilerin bizi anladığını

Ama Silopi'deki HDP yöneticilerinin anlatttığı yaşanan başka gerçekler de var:

"7 Ağustos'ta bir sabah telefondaki feryatlarla uyandık. İnsanların evleri yanıyor. İtfaiye sokulmuyor. Yaralılar var, ambulanslar geçirilmiyor. Hastanedeki doktorların kafasına silah dayanıyor. Hastaneye getirilen yaralılar infaz ediliyor, getiren vuruluyor. Silopi yanıp yıkılıyor. Ancak işin ilginci bunların hiçbirini yapan ne Silopi'deki askerler, ne polisler, ne de Özel Harekat Timleri. Bunları yapanlar dışarıdan gelen Özel Harekatçılar."

Zaten kaymakamların, valilerin olaylar sırasında HDP milletvekillerine verdikleri "Bu bizi aşıyor, operasyon Ankara'dan yapılıyor" yanıtı da, bizim Silvan'la ilgili sokağa çıkma yasağına üç mahallede mi, yoksa bütün ilçede mi, tartışmasına başka bir gözle bakmamıza yol açıyor.

Silopi'de özel harekatçıların rastgele ateş açtığı mahalleleri, hatta girdikleri evde kimseyi bulamayınca kurşunladıkları Kuran'ı Kerimleri, işte bu yüzden kazdıkları siperleri, kurdukları barikatları gösteriyor insanlar.

Hatta, "Polis panzeri görünce şeytan taşlar gibi taşlıyor çocuklarımız, o hale geldi" diye anlatıyorlar.

Yakılmış, yıkılmış, sonunda da özellikle gençlerin hendek kazdığı, barikat kurduğu sokaklarda geziyoruz. Engin Armağan çıkıyor karşımıza koltuk değneğiyle. Evinde otururken polis kurşunuyla vurulmuş. Evinin demir kapısında kocaman bir mermi deliği var. O sabah işe gitmeden önce kahvaltı ediyormuş. Kapıyı delen bir kurşun iki baldırını parçalamış. Engin'in beş çocuğu var. İşi hamallık, kim bilir ne kadar çalışamayacak!

Ensesinde bomba patlamış küçücük çocuklar, yaralı insanlar var "bölge"nin evlerinde, sokaklarında.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ve yönetim kurulu üyeleri, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici ve insan haklarına akıl, yürek ve can güvenliklerini koymuş üyeleri tek tek bütün hak ihlallerini ortaya çıkartmaya çalışıyorlar büyük bir çabayla.

Haftanın son iki iş günü de Özgür Gazeteciler Cemiyeti'nde İstanbul'dan, Erzurum'dan, Adana'dan, Gaziantep'ten, Van'dan, Hakkari'den gelen kimi üniversite öğrencisi, kimi sosyoloji ya da iletişim mezunu , yaşları 20'lerde olan 25 genç gazeteci ve adayıyla Röportaj Atölyesi kurduk.

40 yıllık dostum yazar, kültür insanı Şeyhmus Diken rehberliğinde "arazi çalışması için" Sur içini gezdik. Memlekette gazeteciliğin bittiğini düşünenler için büyük bir umut ışığıydı genç gazeteci adayları.

Sansüre Karşı Gazeteciler Platformu'nun heyeti bütün bu yaşananları bir rapora dönüştürerek elbette hem bütün ülkeye, hem de uluslararası kuruluşlara bütün çıplaklığıyla yansıtacak.

Ama bugünlerde bölgede Kürtler barikatlarda, canlı kalkanlar dağlarda...

Gazetecilerle televizyoncuların; hala daha insanın, barışın en yaşamsal değer olduğuna inananları da; yalanlara, zulme, diktatörlüğe karşı hayatın barikatlarını kuruyor, faşizan bir anlayışa karşı "canlı kalkan" oluyordu.

Sonuç olarak bugünlerde bölge; baskı, şiddet, çatışma ve kan revan içersinde. Ancak bölge halkının özgüveni de her şeye karşın geçmiş dönemlerden çok daha fazla yerinde. Umutlarını gerçekleştireceklerine sonuna kadar inanıyorlar. Bu yüzden her şeye karşın direnmeyi seçmişler, gelecek güzel günler için. Silopi'de yaşlı bir yurttaşın "Bu devletten ne bekliyorsunuz?" sorusuna verdiği yanıt; aslında barikatlarda direnen, asker olsun, PKK'li olsun hiçbir genç ölmesin diye bedenini canlı kalkan olarak mermilerin önüne koyan bütün bölge halkının talebini dile

"Biz bu devletin rahat durmasını bekliyoruz."



Usta gazeteciler uyardı: Bir yerden sonra tehdit etmekle kalmayıp adam öldürüyorlar, örneği Hrant'tır
zaman.com.tr, Esat Özen - 9 Eylül 2015
Hürriyet’e destek ziyaretleri
hurriyet.com.tr - 9 Eylül 2015
Basın özgürlüğü için çağrı
bolugundem.com - 9 Eylül 2015
‘Gazeteciler, düşman muamelesi görüyor'
zaman.com.tr, Metin Ormancı, Esat Özen - 9 Eylül 2015
Gazeteci Örgütleri Basına Yönelik Tehditlere Karşı Bir Arada!
haberola.com - 8 Eylül 2015
Bilici ve Dumanlı 'Özgür Basın, Özgür Toplum İçin Dayanışma Çağrısı' toplantısında konuştu
zaman.com.tr - 8 Eylül 2015
Gazetecilerden dayanışma çağrısı!
medyatava.net - 8 Eylül 2015
TGC Başkanı Olcayto: AKP'nin 'gazetecileri' tetikçilik yapıyor
yuksekovahaber.com - 8 Eylül 2015
Genel yayın yönetmenleri baskıyı anlattı
samanyoluhaber.com - 8 Eylül 2015
AKP'nin 'gazetecileri' tetikçilik yapıyor
ozgur-gundem.com - 8 Eylül 2015
TGC: Hiçbir iktidar basına bu kadar baskı yapmamıştı
bizhaberiz.net - 8 Eylül 2015
ÇGD: Erdoğan’ın açıklamalarını yazan Hürriyet’e saldırıldı, kınıyoruz
bugun.com.tr - 7 Eylül 2015
İftira ve hakaret kalemlerine isyan!
millet.com.tr - 7 Eylül 2015
İpek Koza Grubu'na yapılan baskının asıl amacı özgür yayını engellemek
zaman.com.tr - 6 Eylül 2015
ÇGD'den Tunceli için mesaj
gercekgundem.com - 6 Eylül 2015
İpek Koza Grubu'na yapılan baskının asıl amacı deşifre oldu
bugun.com.tr, Şeyda Burcu İkiz, Yunus Tiryaki - 6 Eylül 2015
Cumhuriyet Halk Partisi CHP gruba taze kan: Demirdöğen'in yerine Taşcı
arcaajans.com - 5 Eylül 2015
CHP'nin basın birimine taze kan
gercekgundem.com - 5 Eylül 2015
'Özgür basın, özgür toplum için dayanışma çağrısı!'
gercekgundem.com - 4 Eylül 2015
GAZETECİLİK YARIŞMASINDA İHA’YA ÖDÜL
milliyet.com.tr - 3 Eylül 2015
ÇGD'den AKP'nin seçim hükümetine sert çıkış!
karsigazete.com.tr - 1 Eylül 2015
İpek Grubuna Operasyon
mynet.com - 1 Eylül 2015
ÇGD Malatya Şube Başkanı Göçmen: Muhalif medyayı susturmak istiyorlar
bugun.com.tr - 2 Eylül 2015
ÇGD: Savaş hükümeti savaş medyasını dizayn ediyor
bizhaberiz.com - 1 Eylül 2015
ÇGD: Savaş hükümeti savaş medyasını dizayn ediyor
haberbiz.com - 1 Eylül 2015
Vice News muhabirlerinin tutuklanması gazetecilere gözdağı mı?
tr.sputniknews.com, Hüseyin Hayatsever - 1 Eylül 2015
Bizi dünyaya rezil etmeyin
hurriyet.com.tr - 2 Eylül 2015
İpek Grubuna Operasyon
amerikaninsesi.com, Hilmi Hacaloğlu - 1 Eylül 2015
Kürtler barikatlarda, canlı kalkanlar dağlarda: 'Devletin rahat durmasını bekliyoruz'
t24.com.tr, Celal Başlangıç - 31 Ağustos 2015
İngiliz Gazetecilerin Tutuklanmasına Yoğun Tepki
amerikaninsesi.com, Hilmi Hacaloğlu - 31 Ağustos 2015
Gözaltına alınan İngiliz gazetecilere Türk meslektaşlarından destek
acikhaber.net - 30 Ağustos 2015
Milliyet’te gazeteci kıyımı
gorunumgazetesi.net, Alicem Başaran, Burak Demir - 28 Ağustos 2015
Milliyet'teki işten çıkarmalar, Medyada Yeni Depremin Habercisidir..
haberehlikeyf.com, Mehmet Rebii Özdemir - 28 Ağustos 2015
“Basın Kartı sansür ve basına saldırının dayanağıdır, kaldırılsın”
Milliyet Ankara Büro'da Üç Gazeteci İşten Çıkarıldı
onedio.com, Deniz Gök - 27 Ağustos 2015
Gazeteciler Cizre ve Silopi'de: Bu yönetimde yaşama şansımız kalmadı
sol.org.tr, Uğur Güç, Mesut Bayram - 27 Ağustos 2015
ESKİŞEHİR TERÖRE TEPKİ İÇİN BİR ARAYA GELİYOR
ESKİŞEHİR TERÖRE TEPKİ İÇİN BİR ARAYA GELİYOR
milliyet.com.tr - 26 Ağustos 2015
‘Konuşursak evimiz basılır’
cumhuriyet.com.tr, Ayşe Yıldırım - 25 Ağustos 2015
Batman ÇGD’den Basın Kartı yönetmeliği ile ilgili açıklama
cihan.com.tr - 26 Ağustos 2015
Gazeteciler Silvan ve Lice’de incelemelerde bulundu
imctv.com.tr, Bekir Güneş, Refik Tekin - 25 Ağustos 2015
Kürtler kapsama alanı dışında!
Gazeteciler Silvan ve Lice'de: Operasyonlar, sokağa çıkma yasakları, canlı kalkanlar...
sol.org.tr, Uğur Güç, Mesut Bayram - 25 Ağustos 2015
Gazeteciler, Silvan ve Lice ilçelerini gezdi
cihan.com.tr - 24 Ağustos 2015
Gazeteciler Büyükşehir Belediyesinde
diyarinsesi.org - 24 Ağustos 2015
‘Sesimizi yükseltmeye çalışacağız’
guneydoguekspres.com, Ramazan Seykan - 24 Ağustos 2015
Silvan'da yine çatışma var, zırhlı araç takviyesi yapılıyor
bbc.com, Hatice Kamer - 24 Ağustos 2015
Bursa, huzur bozan ve can alan teröre karşı kenetlendi!
bursahakimiyet.com.tr, Serkan İnceoğlu - 21 Ağustos 2015
ÇGD Bursa'dan kınama
bursadabugun.com - 20 Ağustos 2015
NURGÜL YEŞİLÇAY'DAN YILMAZ BÜYÜKERŞEN'E GEÇMİŞ OLSUN ZİYARETİ
haber3.com - 25 Ocak 2015
Utku Çakırözer'e 'medya' ödülü
cumhuriyet.com.tr - 26 Ocak 2015
Uğur Mumcu gururu
hurriyet.com.tr - 27 Ocak 2015
Uğur Mumcu ödülleri verildi
haberturk.com, Can Hacıoğlu - 26 Ocak 2015
Nurgül Yeşilçay’a Uğur Mumcu ‘Sanat’ ödülü
haberhurriyeti.com - 26 Ocak 2015
Ali İsmail'in avukatlarına Uğur Mumcu ödülü
sol.org.tr - 26 Ocak 2015
Zonguldak’ta Çağdaş Gazeteciler Derneği, araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu’yu, düzenledikleri etkinliklerle anacak
odatv.com - 27 Ocak 2015
'Uğur Mumcu'ya özür borçluyuz'
gercekgundem.com - 27 Ocak 2015
Yüksel Baysal, 'hakaret' suçundan mahkum oldu
bursahakimiyet.com.tr - 30 Ocak 2015
Gazeteciden gazetecilere hakaret cezasız kalmadı
gazeteciler.com - 30 Ocak 2015
Şok Şok Şok! Cumhuriyet gazetesinde istifa!
bolu724.net - 31 Ocak 2015
Gazetecinin Gazetecilere Hakaret Davası Sonuçlandı
haberler.com - 30 Ocak 2015
2014’ün başarılı gazetecileri
yakinplan.com - 1 Şubat 2015
ÇGD'den DHA'ya 3 ödül
cnnturk.com - 1 Şubat 2015
ÇGD'den CNN TÜRK'e ödül
cnnturk.com - 1 Şubat 2015
5N1K ekibine büyük ödül
dipnot.tv - 1 Şubat 2015
BBC Türkçe muhabirine gazetecilik ödülü
bbc.com - 1 Şubat 2015
ÇGD’den Bursa Hakimiyet’e ödül
bursahakimiyet.com.tr - 1 Şubat 2015
ÇGD'den Cumhuriyet açıklaması
gazeteciler.com - 3 Şubat 2015
ÇGD’de Bursa Şubesi’nde Güngör dönemi
hurriyet.com.tr - 1 Şubat 2015
ÇGD'nin verdiği Rafet Genç Haber Ödülü Nurettin Kurt’un
hurriyet.com.tr - 1 Şubat 2015
CHP’de ‘yakışıklı’ polemiği!
pusulagazetesi.com.tr - 1 Şubat 2015
ÇGD’den Aykut Küçükkaya ve Musa Kart’a ödül
cumhuriyet.com.tr - 1 Şubat 2015
ÇGD'nin onur ödülü madencilere
sol.org.tr - 1 Şubat 2015
Bursa Hakimiyet’in ödül gururu
bursahakimiyet.com.tr - 2 Şubat 2015
Odatv yazarına anlamlı ödül
odatv.com - 2 Şubat 2015
BBC Türkçe muhabirine gazetecilik ödülü
gercekgundem.com - 1 Şubat 2015
Çgd Bursa Şubesi'nin Yeni Başkanı Aykut Güngör
beyazgazete.com - 1 Şubat 2015
ÇGD’de Aykut Güngör dönemi
bursahakimiyet.com.tr - 1 Şubat 2015
ÇGD Ödülü İki Ağaç İçin Programına
ulusalkanal.com.tr - 2 Şubat 2015
ÇGD'den Cumhuriyet açıklaması
gercekgundem.com - 3 Şubat 2015
ÇGD Ödülü İki Ağaç İçin Programına
acikgazete.com - 2 Şubat 2015
Gazeteciye copla saldırı
gazeteciler.com - 3 Şubat 2015
Gazete Bursa yazarına köşe yazısı yüzünden coplarla saldırdılar
gazeteciler.com - 4 Şubat 2015
GÖÇMEN, “BASIN MENSUBUNA TEHDİTİ” DEĞERLENDİRDİ
gunestv.com - 6 Şubat 2015
Gazetecilerden Emniyet Müdürü Gülveren'e hayırlı olsun ziyareti
radikal.com.tr - 6 Şubat 2015
Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden Tehdit İddiası
pusulahaber.com.tr - 6 Şubat 2015
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ’NDEN TEHDİT İDDİASI
milliyet.com.tr - 7 Şubat 2015
Semerci'den GGC'ye veda ziyareti
guncelgazete.com - 7 Şubat 2015
Çağdaş Gazeteciler'de Aykut Güngör dönemi
sabah.com.tr - 8 Şubat 2015
Gazeteci Yalman’a polis baskısına ÇGD sessiz kalmadı
gazetecile.com - 18 Şubat 2015
Yalman’a polis baskısına ÇGD sessiz kalmadı
canakkaleolay.com - 18 Şubat 2015
ÇGD: Bu paket bir an önce geri çekilsin
yakinplan.com - 18 Şubat 2015
ÇGD: OLAYLAR ŞİDDETİN TOPLUMSAL YAŞAMIN MAYASI HALİNE GETİRİLDİĞİNİ GÖSTERİYOR
haber3.com - 18 Şubat 2015
ÇGD'den Nuh Köklü açıklaması
sol.org.tr - 18 Şubat 2015
ÇGD: İç güvenlik paketi geri çekilsin
gercekgundem.com - 18 Şubat 2015
Nuh Köklü'nün ölmeden önceki son sözü, 'Keşke bu rüya olsa'
avrupagazete.com - 19 Şubat 2015
Nuh Köklü kartoplarıyla uğurlandı
gercekgundem.com - 19 Şubat 2015
Ahmet Abakay: Hükümet istifa etmeli
gercekgundem.com - 19 Şubat 2015
ESKİŞEHİR ŞEHİR TİYATROLARI’NA 3 FARKLI KURUMDAN 10 ÖDÜL
milliyet.com.tr - 19 Şubat 2015
75. YEREL GAZETECİLİK SEMİNERİ ÇANAKKALE’DE YAPILACAK
milliyet.com.tr - 20 Şubat 2015
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10
> >>>
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2020   |   bilgi@cgdankara.org.tr