Yandaş medyada iş zıvanadan çıktı
 23 Mayıs 2015, Cumartesi
odatv.com - 23 Mayıs 2015

Yandaş medyada iş zıvanadan çıktı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Nurzen Amuran'ın sorularını yanıtladı.

Nurzen Amuran: 1960’lardan sonra yazılı ve görsel medyanın sorumluluğu dile getirilirken, “kamuoyu oluşturmakla görevlidir” denilirdi. Daha sonra medyanın görevi hafifletildi(!) “kamuoyunu oluşturmakta katkıda bulunur” diye ifade edildi. Bugün ise adeta “Medya siyasi iktidarın ürettiği haberleri yaymakla yükümlü bir araçtır” deniliyor. Siz uygulamalara bakarak günümüz iktidarının medyaya bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Turgay Olcayto: Günümüz iktidarının medyaya bakışını en yumuşak deyişle sevimsiz olarak değerlendiriyorum. Medya kavramı çok geniş. Bizim üzerinde duracağımız elbette yazılı ve görsel basın. Günümüzün iktidarı gerçekten sizin de vurguladığınız gibi kendi ürettirdiği haberleri yaymakla yükümlü zannediyor iletişim araçlarını. Gazetecinin görevi asla kamuoyu oluşturmak değildir. Gazeteci halkın bilgilenme, gerçekleri öğrenme kanallarını açık tutmaya çalışan nesnel habercilik yapan bir aktördür. Ne yazık ki Türkiye’de gazeteciler üzerinde baskı hiçbir dönemde tam anlamıyla eksilmemiş, tersine günümüzde olduğu gibi giderek basın sektöründe çalışanları bunaltan bir hale getirilmiştir. Böyle bir ortamda nesnel haber üretmekve üretilen haberleriyaymak giderek zorlaşıyor.

YANDAŞ MEDYADA İŞ ZIVANADAN ÇIKTI

Biri “Kartel medyası” diyor, diğeri, “yandaşlar”dan söz ediyor. Sizler de basın meslek örgütleri olarak “bağımsız ve tarafsız”basını korumaya çalışıyorsunuz. Bu kutuplaşmayı önlemekte kimler sorumlu?

Türkiye’nin zorlu dönemlerinde de gazetecilik yapmış deneyimli biri olarak söylemek isterim ki, gazeteciler arasındaki kutuplaşmanın bu denli yoğun olduğu bir dönemi hiç anımsamıyorum. 50’li yıllarda yani Menderes döneminde de basın tarihinde “besleme gazeteler-gazeteciler” diyerek tanımlanan yazarlardan, başyazarlardan söz edilir. Biraz arşiv karıştırırsanız o günün de iktidar yandaşı gazetecilerini, buna karşın muhalefet etmeye çabalayan basın mensuplarını görebilirsiniz. Günümüze gelirsek deyim yerindeyse iş zıvanadan çıkmıştır. Çağdaş demokrasilerin ayrılmaz bir parçası ve teminatı olan basın özgürlüğü uluslararası iletişim merkezlerinin ölçütlerine göre Türkiye halkına yakışmayan bir düzeydedir. Merkezi Newyork’ta olan Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü(FİJ) gibi medya izleme raporları hazırlayan uluslararası kuruluşlar, Türkiye konusunda nicedir bu yargıya varıyorlar. Çünkü basın özgürlüğü gazetelerin, gazetecilerin özgürlüğü değildir. Basın özgürlüğü halkın haber alma, gerçekleri öğrenme hakkıdır. Bunun da ülkemizde ne kadar işlediği hükmünü size bırakıyorum. Bizler yani aralarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği gibi meslek örgütlerin de yer aldığı Gazetecilere Özgürlük Platformu olarak bağımsız ve bağlantısız gazeteciliğe inanıyoruz. Bu yönde mücadele ediyoruz.

Eleştiriyle hakaretin sınırlarının çizilmediği ülkelerde yargı tehdit unsuru haline gelirse, cezaevlerinde gazeteciler yıllarca yatarsa, yüzlerce gazeteci aleyhine açılmış binlerce dava olursa, o ülkede demokrasi vardır diyebilir miyiz?

Sorunuzda siz zaten doğru şekilde vurgulamışsınız. Gerçekten de düşünceyi ifade özgürlüğünün engellendiği adil yargının bulunmadığı bireyin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığı sansürün, otosansürün kol gezdiği bir ortamda elbette çağdaş demokrasi vardır denemez. Özgürlükten de söz edilemez.

SIR PERDESİNİ ARALAMAK İSTEYENLERİ AFFETMİYORLAR

Tarihimize şöyle bir bakarsak katledilen aydınlar arasında ilk sıraları aydınlanma görevini üstlenmiş gerçek gazeteciler alıyor. Bu korkunun nedenini siz nelere bağlıyorsunuz?

İkinci meşrutiyetten yani 1908’den günümüze baktığımızda 65 gazeteci katledilmiş. Bunların çoğunun dosyası tozlanmış raflarda. Yani faili meçhuller arasında. Bunlar ülkemizin utançlarıdır. Gazetecilerden korkuyorlar. Doğruları yazan gerçekleri anlatan gazetecilerden korkuyorlar. Toplumlar aydınlansın istemiyorlar. Devlet sırrı kavramıyla pek çok olayın üstü örtülüyor. Yalnız gazetecilerden değil, yazarlardan da korkuyorlar. Kendini halka adamış sanatçılardan da korkuyorlar. Şiirler ve romanlardan da korkuyorlar. Toplumu televizyon programlarındaki gevezeliklerle, dizilerle, gurme programlarıyla, gazetelerde magazinleşen haberler ve dedikodularla uyutmaya çalışıyorlar. Toplumun bilinçlenmesini asla istemiyorlar. Hele Uğur Mumcu örneğinde olduğu gibi, bir gazetecinin kimi sırların üzerindeki sis perdesini aralamaya kalkışmasını hiç affetmiyorlar.

İKTİDAR ANA AKIM MEDYAYI TEHDİT EDİYOR

Bugün iktidar basın sektörünün büyük bir kesimini yönetiyor. Yönetemediği tarafsız basını “muhalefet yapan kesimlerin” taşeronu olarak görüyor. Gerçek demokrasilerde basının yeri nedir ve basın neden önemlidir?

Günümüzde İktidar basın sektörünün yazılı ve görsel büyük bir kesimini yönetiyor. Ana akım medyayı da ekonomik tehditlerle, davalarla baskı altına alıyor. Kısaca denilebilir ki az sayıda muhalif gazete, televizyon ve internet siteleri habercilik yapmaya çalışıyor. Demokrasilerin bütün kurum ve kurallarıyla yerleştiği ülkelerde basın önemlidir. Çünkü asıl kendisine yüklenen, halk adına eleştiri hakkını kullanmak kamuoyunu bilgilendirmek, kamuoyu önünde kimi sorunları açıkça ortaya koymaktır. O nedenle de çağdaş demokrasilerde basın hem yönetenlerden hem kamuoyundan destek görür. Saygın bir yeri vardır. Burada sorun, gazetecinin oluşturduğu yayınlanan haber değildir. Sorun, biraz topluma işlenen kuşku ama daha çok iktidar çevrelerinin gazeteciye yönelik kağıt üzerindeki ya da ekrandan yaptıkları saldırılardır. Gazeteci eğer yaptığı haberin doğruluğuna inanıyorsa onun arkasında durur kesinlikle ödün vermez, meslek örgütleri de o gazeteciyi sonuna kadar destekler. Burada sorun, Türkiye’de gazeteciliği araçlaştıran kişi ve kurumlardır. O kişi ve kurumlara kendilerini satan gazetecilerdir.

Evet dediğiniz gibi bazı haberleri okurken veya dinlerken “Bu haberi neden yaptı kimlere yaranmak veya kimlerden nemalanmak için gündeme getirdi” diye sorulursa, o gazeteciye güven duyulmaz.

Her meslekte olduğu gibi gazeteciler arasında da kendisini kullandıran habercilere rastlamak mümkün. Ama bu bütün bir basın topluluğunu suçlama yanlışını getirmez. Okur güveneceği gazeteciyi, kimin haberine güvenebileceğini iyi bilir. Tabii okur derken şartlanmış, beyni yıkanmış okurları bunun dışında tutuyorum.

ABDİ İPEKÇİ GAZETECİLİĞİNDEN SAPTIKTAN SONRA BASINIMIZ ÇOK ŞEY YİTİRDİ

Basın ve siyaset ilişkilerinde basına düşen görev, siyasi aktörlerin üzerinde bir yerde durmak değil midir? Siyasetin içinde basın görevi mi daha inandırıcıdır, tarafsız ve bağımsız olarak üst düzeyde objektif olmak mı daha inandırıcıdır?

Gazetecinin elbette kendi dünyasında sempati duyduğu bir siyasi düşünce vardır. Fakat gerçek gazeteci kendini bu düşüncelerinden soyutlar. Çalışmalarında ürettiği haberlerde nesnellikten ayrılmaz. Aksi halde o, gazeteciden çok, bir siyasi partinin propagandisti olur. Abdi İpekçi Gazeteciliğinden saptıktan sonra basınımız çok şey yitirdi. Şimdi spor gazetecileri bile Fenerbahçeli, Galatasaraylı muhabir diye niteleniyorlar. Bu da doğrusu haberin inandırıcılığının kaybolmasına yol açıyor. Uzun bir konu, eskiden de yanlı haber üreten, asparagas haber yapan gazeteciler vardı. Ne var ki o gazeteciler kınanırdı, pek de ciddiye alınmazdı. Dolayısıyla mücadele de daha kolaydı. Ama şimdiki dönemde doğrusu hangi biriyle mücadele edebileceğinizi şaşırıyorsunuz.

ADNAN MENDERES DÖNEMİNDEN DAHA BETER

Bağımsız ve bağlantısız gazeteci olmanın dayanılmaz sıkıntıları var ülkemizde. Sizler de bu sıkıntıları hem kamuoyuyla paylaşıyor, hem de ilgilileri çeşitli etkinliklerle uyarıyorsunuz. Bu sıkıntıların kaynağı nelere dayanıyor?

Türkiye’de, uluslararası normlarda gazetecilik yapmak her zaman güç olmuştur. İktidarlara eleştiri yönelten gazeteciler sürekli baskı altına alınmış, sürekli suçlanmıştır. Bu tek partili dönemde de, Adnan Menderes döneminde de gazetecileri büyük zorluklarla karşı karşıya bırakmıştır. Ama günümüze baktığımızda muhalif gazetecilerin çok daha sıkıntılı bir dönem yaşadıklarını görüyoruz. Çünkü hem patronaj kesiminden kaynaklanan hem de iktidarın yoğun hedef göstermesinden kaynaklanan ağır bir baskı var. Haliyle bağımsız ve bağlantısız gazeteci olmanın sayılmayacak kadar çok derdi ve sıkıntısı var. Teknoloji geliştikçe mücadele daha çok internet alanına kayıyor. Ama halkın haber alma hakkı da eskiye oranla giderek azalıyor. İletişim kanalları tıkanıyor. Diyebiliriz ki teknolojinin gelişmesiyle ters orantılı olarak uluslararası normlarda gazetecilik yapmak şimdi çok daha zor.  

DANIŞTAY ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ GAZETE/TELEVİZYONLAR ARASINDA EŞİTLİK İLKESİ ÇİĞNENİYOR

Bugün “Bu haberi sana vermem sen bana göre sakıncalısın” anlayışı akreditasyon denilen bir uygulamayla yaygınlaştı. Bu uygulamalar Anayasa’ya ve Basın Yasasına aykırı değil midir? Hele Danıştay gibi halkın çıkarlarını Devlete karşı koruyan bir yargı kurumu bu kararı alırsa.

Akreditasyon basın yayın organlarının eski bir derdi. Sıkıyönetim günlerinden kalma. Komutanlar brifing düzenlerler. Çağrılı basın yayın organlarının temsilcileri neredeyse hep aynı gazetelerin temsilcilerinden oluşurdu. Siyasi partilerin o dönemlerde önemli şikâyetlerinden biriydi. Sanırım muhalefetteyken AKP’nin de sıkça dile getirdiği bir konuydu Akreditasyon. Şimdi en sert biçimde kendi iktidarları uyguluyor. Artık bırakın Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın toplantılarını, cenaze törenlerine bile akreditasyon uygulandı. Devlet erkine bağlı tüm kurumlarda da akreditasyon var şimdi. Danıştay örneğinde olduğu gibi gazete/televizyonlar arasında eşitlik ilkesi çiğneniyor. Bu nedenle tek tip haber, tek tip gazeteci/televizyoncu dönemi başlatılıyor diyoruz. Totaliter ülkeler dışında dünyada örneği yok.

MUHABİRE "DÜŞMAN, TERÖRİST" DİYE BAKIYORLAR

Siz örgüt olarak sadece basının haklarını korumuyorsunuz aynı zamanda basını “terörize kesim” olarak algılayan bazı idarecilere karşı basın mensuplarının güvenliğini de korumak zorunda kalıyorsunuz değil mi? 1 Mayıs’ta olduğu gibi.

Doğal olarak gazetecilerin haklarını korumak, toplumsal olaylarda güvenlikleri için uğraşmak görevimiz. Hele de sektörde sendikaların zayıflatıldığı, dayanışmanın yeterince güçlü olmadığı bir ortamda. Gezi olaylarında da Valilikle, kolluk güçleri ile yaptığımız tüm girişimlere karşın, yüzü aşkın gazeteci arkadaşımız, yaralandı, gaz zehirlenmesi dolayısıyla hastanelerde tedavi gördü. 1 Mayıslarda da aynı şey. Kamuoyuna haber vermek bilgilendirmek amacı ile sahada çalışan muhabir, foto muhabiri ve kameramanlara, ’düşman, terörist’ diye bakan zihniyet var oldukça, çok sesli bir toplumdan, çağdaş bir demokrasiden söz edebilmek mümkün değildir elbette.

GÜNÜMÜZDE MEDYA SİYASET SERMAYE SARMALI GAZETECİLİĞİ İÇİNDEN ÇIKILMAZ BİR HALE GETİRDİ

Bir de üslup sorunu var. Düzey giderek düşüyor. Televizyonlarda ne kadar kavga varsa o derece reyting alınıyor ve özellikle yandaş gazeteciler kavga ile söylemlerini dile getirmeyi alışkanlık haline getirdiler. Oysa gazeteciliğin etik kuralları açısından bu tür yayınlara boykot bir önlem olamaz mı?

TGC yönetimi Nail Güreli’nin Başkanlığı sırasında Umur Talu’nun da önemli katkısı ile “Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi” ni hazırladı. Bildirge, Baroların, hukukçuların, akademisyen ve sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı geniş oturumlarda tartışıldı. 4 bin 500 dolayında meslektaşımız imzaları ile onayladı. İki yıllık bir süreç sonrası Cemiyetin Genel Kurulu’nda kabul edilerek 1998 yılında yürürlüğe girdi. Şimdi bu bildirge mesleğin anayasası olarak değerlendiriliyor. Basın yargıçlarının çoğu, kararlarında bildirgeye atıf yapıyor. Yalnız etik açıdan değil, gazetecilerin haklarının yanı sıra sorumluluklarını da düzenleyen bir belge. Ama günümüzde medya, siyaset, sermaye sarmalı gazeteciliği içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Bu ortamda haberciliği muhbirlik diye algılayan birileri çıktı ortaya. Gazetecileri ihbar etmek, toplumun bir kesimine hedef göstermek, savcılara, gazete patronlarına ihbar mektupları göndermek doğal sayılmaya başlandı. Kuşkusuz bu kimlik bozulmasında siyasetçilerin de diline musallat olan nefret söyleminin de büyük etkisi var. Yoksa meslek etiğimiz var. Bunu hayata geçiren gazetecilerimiz var. Onlara da şükran duyuyoruz.

Kurulan kumpaslarla diğer aydınlarımız yanında gazetecilerimizin de özgürlükleri ellerinden alındı. Ama Onlar, içerde de ödün vermediler boyuna yazdılar. Aydınlanma hareketinin öncüleri oldular. Bilginin ne denli önemli olduğunu kanıtladılar. Görüşlerin temelinde bilgi olmalı. Yandaş basında kültürel bir yoksunluk seziyor musunuz?

Sondan başlayayım yandaş basında bir kültür yoksunluğu seziliyor. Çünkü din temelli bir iktidara yakın duruyorlar. Bilimden, sanattan özgür düşünceden uzak durmak durumundalar. Gelelim iktidarın bugün paralelci diyerek can düşmanları olarak gördüğü eski ortaklarına. Şimdi roller bir anda değişti. Oysa gazetecilere, askerlere, bilim insanlarına davalar açılırken, gizli tanıklar türetilip insanlar haksız hukuksuz bir şekilde cezaevlerine konulurken dönemin başbakanı “Ben bu davaların savcısıyım“ demekten çekinmiyordu. Biz TGC olarak o gün hangi duruşu sergilemişsek şimdi de yeni mağdur gazetecilere, KCK’dan yargısı süren meslektaşlarımıza da aynı durumdayız. Gazetecilerin, yazarların özgürlükleri ellerinden alındı da ne oldu. Onlar türlü yoksunluklara karşın cezaevinde de okudular, ürettiler, birbirinden nitelikli kitaplara imza attılar. Asıl önemlisi ülkenin ayıplı bir dönemi için tarihe not düştüler.

GAZETECİLİK NE DENLİ ONURLU BİR MESLEKSE, O KADAR DA GÜÇLÜKLERLE DOLU BİR MESLEKTİR

Bir konuşmanızda,“Meslek örgütleri olarak, gazetecinin aydın olması gerektiğine ve aydınlığın en temel ölçütünün de otorite ve iktidara hizmeti reddedip halk için yazıp çizmek olduğuna inanıyoruz” dediniz. Peki, bunu başaracak güçte miyiz?

Galiba en büyük eksiğimiz gazeteciler olarak gücümüzün farkında olmamamız. Gazetecilik ne denli onurlu bir meslekse, o kadar da güçlüklerle dolu bir meslektir. Kimi riskleri göze almadan, gerçek anlamda, adınızdan söz edilebilen bir gazeteci kimliği edinemezsiniz. Görüyorsunuz mesleğine aşık, insanlık yararına uğraş veren gazeteciler büyük bedeller de ödüyorlar. Öldürülüyor, hapse atılıyor, sakat kalıyorlar. Buna karşılık halklardan gizlenen cinayetleri, yolsuzlukları, insanlık ihlallerini ortaya çıkarıyorlar. İnsanlık bu tür gazetecilere çok şey borçlu. Ülkemizde de mesleğe yeni başlayan genç, donanımlı gazetecilere büyük umut bağlıyoruz. TGC, TGS, Basın-İş ve GÖP Bileşenlerinin dayanışmalarında onlara gereksinimiz var. Daha gerçekçi, halk haberciliğine dönük, cesur bir gazeteciliği yeşertecek potansiyele sahibiz. Kısaca başaracağız

Teşekkürler.

Nurzen Amuran



Gazeteci Nuh Köklü kartopu oynarken bıçaklanarak öldürüldü
haberturk.com, Mesut Turan, Mustafa Şekeroğlu - 19 Şubat 2015
Öldürülen gazeteci Nuh Köklü son yolculuğuna kartopu ile uğurlandı
zaman.com.tr, Hasan Karalı, Selçuk Kapuci - 19 Şubat 2015
Gazeteci Nuh Köklü'yü kartoplarıyla uğurladılar
sabah.com.tr - 19 Şubat 2015
Gazeteci Nuh Köklü, kartopuyla uğurlandı
sozcu.com.tr - 19 Şubat 2015
Kılıçdaroğlu Bursalı gazetecileri ağırladı
gercekgundem.com - 26 Şubat 2015
Kılıçdaroğlu, Bursa Çağdaş Gazeteciler Derneği üyeleri ile görüştü
medyafaresi.com - 26 Şubat 2015
ÇGD'den Ankara çıkarması
odatv.com - 26 Şubat 2015
Yaşar Kemal tutuklu gazeteciler için ne demişti
odatv.com - 28 Şubat 2015
ÇGD: Meslek büyüğümüzü, ustamızı, çınarımızı kaybettik
sol.org.tr - 28 Şubat 2015
ÇGD: Ustamızı, çınarımızı kaybettik
haberbiz.com - 28 Şubat 2015
ÇGD: Ustamızı, çınarımızı kaybettik
haberbiz.com - 1 Mart 2015
ÇGD Başkanı Abakay: Baransu'nun tutuklanması politiktir
samanyoluhaber.com - 3 Mart 2015
ÇGD Başkanı Abakay: Baransu’nun tutuklanması politiktir
yozgatajans.net - 3 Mart 2015
Tutukluluğu tartışılıyor
hurriyet.com.tr - 5 Mart 2015
Çankaya'da kültür ve sanat dolu bir hafta
internethaber.com - 9 Mart 2015
Urfa Valisi, 'Kentte IŞİD'li var mı' diye soran gazetecileri gözaltına aldırmıştı!
t24.com.tr - 20 Temmuz 2015
ÇGD: Sorumlular açığa çıkarılmalı
gercekgundem.com - 20 Temmuz 2015
Çağdaş Gazeteciler Derneği'nden açıklama
hurriyet.com.tr - 20 Temmuz 2015
Çgd: Şanlıurfa Valisi'ne Soruyoruz: Kentte Işid'çiler Var Mı, Yok Mu?
haberler.com - 20 Temmuz 2015
ÇGD: Sorumlular açığa çıkarılmalı
gercekgundem.com - 20 Temmuz 2015
‘Karanlık güçler işbaşında'
zaman.com.tr - 21 Temmuz 2015
Gazetecilere Özgürlük Platformu'ndan sansüre tepki
cagdasses.com - 22 Temmuz 2015
Araf'ta kalan Ermenilerin hikayesi bir kitapta toplandı
hurriyet.com.tr - 24 Temmuz 2015
Bayram bizim neyimize!
canakkaleolay.com - 24 Temmuz 2015
2015'in ilk 3 ayında 30 gazeteci işsiz kaldı
cihan.com.tr - 25 Temmuz 2015
ÇGD’den özgür basın mesajı
gercekgundem.com - 25 Temmuz 2015
ÇGD’den özgür basın mesajı
sozcu.com.tr - 25 Temmuz 2015
2015'in ilk 3 ayında 30 gazeteci işsiz kaldı
arcaajans.com - 25 Temmuz 2015
Bölükbaşı'na saldırı kınaması
bursahakimiyet.com - 26 Temmuz 2015
ÇGD'den 'özgür medya' vurgusu
bizimantalya.com - 25 Temmuz 2015
ÇGD'den erişim engeline tepki!
gercekgundem.com - 26 Temmuz 2015
ÇGD; “Gazeteciler Emekçilerin Haklarını Gasp Etmemelidir, Edemezler.”
haberehlikeyf.com - 9 Ağustos 2015
Can Dündar'a ÇGD'den tepki
gercekgundem.com - 9 Ağustos 2015
Can Dündar'a ÇGD'den tepki
bandırmalıyız.com - 10 Ağustos 2015
15 yıllık çalışanının işine son veren Can Dündar'a ÇGD'den tepki!
medyatava.net - 10 Ağustos 2015
ÇGD’den özgür basın mesajı
haberbiz.com - 27 Temmuz 2015
Sualtının Yeni Paletleri Gazeteciler
haberler.com - 27 Temmuz 2015
Bursalı gazeteciler derin maviyle buluştu
bursahakimiyet.com.tr - 27 Temmuz 2015
BURSALI GAZETECİLERE TÜPLÜ DALIŞ EĞİTİMİ
milliyet.com.tr - 27 Temmuz 2015
ÇGD'den gazetecilere: Davutoğlu ile yaptığınız görüşmenin ayrıntılarını açıklayın
evrensel.net - 27 Temmuz 2015
ÇGD'den o gazetecilere çağrı: Davutoğlu görüşmesini açıklayın
medyatava.net - 27 Temmuz 2015
Bursalı Gazetecilere Tüplü Dalış Eğitimi
canakkaleolay.com - 27 Temmuz 2015
“Basına yönelik şiddet ve sansür son bulmalı”
canakkaleolay.com - 28 Temmuz 2015
ÇGD: Yurt Gazetesi’nde yaşananlar kabul edilemez
bizhaberiz.net - 28 Temmuz 2015
O toplantıda ne görüşüldü?
superhaber.tv - 29 Temmuz 2015
'Senin gibi çağdaş, liberal bir gazeteciye yakıştı mı Can Dündar? Editörünü 15 yıl sigortasız nasıl çalıştırırsın?'
superhaber.tv - 7 Ağustos 2015
Can Dündar 15 yıl sigortasız işçi çalıştırdı
tanisgazetesi.com.tr - 7 Ağustos 2015
Can Dündar emek hırsızlığıyla suçlanıyor
ensonhaber.com - 8 Ağustos 2015
Can Dündar O Editörü Sigortasız mı Çalıştırdı?
aktifhaber.com - 8 Ağustos 2015
Can Dündar'a eski çalışanından sert eleştiriler
timeturk.com - 8 Ağustos 2015
Can Dündar'ın, işten çıkardığı editör Tokaçoğlu'nu sigortasız çalıştırdığı iddia edildi
t24.com.tr - 8 Ağustos 2015
Can Dündar hakkında olay iddia
rotahaber.com - 9 Ağustos 2015
Dündar'dan 15 yıllık emek hırsızlığı
gunes.com - 10 Ağustos 2015
ÇGD: Doğan Grubu Kınıyoruz!
birebirhaber.net - 10 Ağustos 2015
Gazeteciler’den Erdoğan’a: Sizin yürüttüğünüz kirli savaşın kurbanı olmak istemiyoruz
ÇGD’den Yeni Şafak’a kınama
sozcu.com.tr - 12 Mart 2015
Berkin eyleminden gazetecilere müdahale
gercekgundem.com - 12 Mart 2015
ÇGD’den Yeni Şafak’a kınama
sozcu.com.tr - 12 Mart 2015
Saygı Öztürk'ten 17. kitap: Kırmızı Klasör
gazeteciler.com - 30 Nisan 2015
Meclis'te 'Gazeteci' Yasağı Yürürlüğe Girdi...
postmedya.com - 30 Nisan 2015
Erdoğan için yayın kesen medya ne halde?
gercekgundem.com - 8 Mayıs 2015
ÇGD BURSA ŞUBESİ VE BGC’DEN ORTAK KINAMA
milliyet.com.tr - 14 Mayıs 2015
ÇGD BURSA ŞUBESİ VE BGC'DEN ORTAK KINAMA
haberturk.com, Hakkı Ovatman - 13 Mayıs 2015
43 yıllık gazeteci Mehmet Ali İncioğlu'na akreditasyon ayıbı
bugun.com.tr - 13 Mayıs 2015
'Benim için iktidar, aşık olduğum kadını korumaktır'
gazeteciler.com, Nuran Yıldız - 27 Nisan 2015
Ayşenur Arslan, Mustafa Hoş ve Cihat Tamer madencilerle buluşuyor
odatv.com - 27 Nisan 2015
Polemiğin taraflarına eleştiriler
dw.com, Hilal Köylü - 19 Mayıs 2015
Yandaş medyada iş zıvanadan çıktı
odatv.com - 23 Mayıs 2015
Zonguldak emek kokar
birgun.net, Nazım Alpman - 25 Mayıs 2015
Cumhurbaşkanlığı'ndan Yüksekova'da akreditasyon engeli
yuksekovahaber.com - 26 Mayıs 2015
Havalimanı Açılışındaki Akreditasyona ÇGD'den Tepki
haberler.com - 26 Mayıs 2015
Erdoğan'ın Hakkari ziyaretinde yine basına yasak konuldu!
birgun.net - 26 Mayıs 2015
Hakkari, (ÇGD) Çağdaş Gazeteciler Derneğinden Akreditasyon Tepkisi
samsunpostasi.com.tr, Mehmet Rebii Özdemir - 25 Mayıs 2015
Arınç 'parsel parsel sattı' deyince suç yok, Nihat Behram 'yolsuzluk şampiyonu' deyince suç
sol.org.tr, Ali Ufuk Arikan - 28 Mayıs 2015
Cumhuriyet'e TIR soruşturması
zaman.com.tr - 29 Mayıs 2015
ÇGD'nden Cumhuriyet'e destek
haberbiz.com - 29 Mayıs 2015
Cumhuriyet'e soruşturma basın örgütlerini birleştirdi
gazeteciler.com - 30 Mayıs 2015
Medyaya baskıya gazeteci örgütlerinden büyük tepki
cumhuriyet.com.tr - 29 Mayıs 2015
Polis Zaman Gazetesi muhabiri Emre Şencan'a tekme tokat saldırdı
bugun.com.tr, Kamil Maman - 1 Haziran 2015
ÇGD : Can Dündar’a yapılan tehdit tüm gazetecileredir. Reddediyoruz.
acikhaber.net - 1 Haziran 2015
ÇGD: Erdoğan'ın Can Dündar'a yönelik sözleri suça azmettirmedir
demokrathaber.net - 1 Haziran 2015
Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Abakay: Giderayak her yeri yakmak istiyor
zaman.com.tr - 1 Haziran 2015
Gazetecilik meslek örgütleri: Bu tehdit hepimize
cumhuriyet.com.tr - 1 Haziran 2015
‘Benden sonrası tufan’ anlayışıyla basın tehdit ediliyor
zaman.com.tr - 2 Haziran 2015
Erdoğan’a tepki yağdı
aydinlikgazete.com - 2 Haziran 2015
G-9 Gazeteciler Platformu 7 Haziran'da Akreditasyona Karşı Uyardı
bianet.org - 3 Haziran 2015
CAN DÜNDAR'A AKDENİZ'DEN DESTEK
haberartiturk.com - 3 Haziran 2015
ÇGD'den Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne tepki
zaman.com.tr - 4 Haziran 2015
ÇGD : Erdoğan basın özgürlüğünü ortadan kaldırdı
sozcu.com.tr - 6 Haziran 2015
ÇGD’den basın özgürlüğü tepkisi
sozcu.com.tr - 6 Haziran 2015
7 Haziran’da Medya da Sandık Nöbetinde
amerikaninsesi.com, Yıldız Yazıcıoğlu - 6 Haziran 2015
ÇGD Yılmaz Özdil’e gazetecilik öğretmeye kalktı
aydinlikgazete.com - 7 Haziran 2015
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Kurulu yapıldı
haberbiz.com - 13 Haziran 2015
BİK’ten Şehit Savcı Kiraz'ın görüntüleri nedeniyle 39 gazeteye ilan sansürü
bugun.com.tr - 20 Haziran 2015
Basın Konseyi "İki büyük sorunumuz"
zaman.com.tr - 29 Haziran 2015
Gazetecilere Özgürlük Platformu'ndan çağrı: Rehin alınan gazetecilik serbest bırakılsın
zaman.com.tr - 29 Haziran 2015
Rehin alınan gazetecilik serbest bırakılsın
gazeteciler.com - 29 Haziran 2015
Basın örgütleri yeni hükümetten taleplerini açıkladı
ulusalkanal.com.tr, Cemre Değerli - 29 Haziran 2015
Gazeteciler yeni kurulacak hükümetten basın özgürlüğü istiyor
bugun.com.tr - 29 Haziran 2015
Basın meslek kuruluşlarından yeni hükümete: Medya üzerindeki baskıyı kaldırın
zaman.com.tr, Kamil Arlı - 30 Haziran 2015
<<< <
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10
> >>>
 
 
© Tüm Hakları Saklıdır. 2020   |   bilgi@cgdankara.org.tr